Bir zamanlar bir padişah can sıkıntısından kurtulmak için dalkavuk aramaya başlamış. Ama sıradan bir dalkavuk değil, ülkenin en iyi dalkavuğunu arıyormuş. Dört bir yana haber salınmış.

Ülkenin çeşitli yerlerinden yüzlerce kişi padişahın dalkavuğu olmaya talip olmuş.

Padişah adayları sırayla huzurunda kabul etmeye başlamış. İlk aday kendisini tanıtıp çalıştığı yerleri anlatmaya başlamış. Padişah sabırla dinledikten sonra, demiş ki:

– Aslında sen pek dalkavuğa benzemiyorsun.
Dalkavuk adayı:
– Nasıl olur padişahım? Hizmetinde bulunduğum herkes benden övgüyle bahsederdi. Onlara da sorsanız benim ne kadar iyi bir dalkavuk olduğumu anlatacaklardır, diyerek kendini savunmaya çalışırken…

Padişih bu adayın istediği dalkavuk olmadığını söyleyip diğer adayı çağırtmış. Aynı konuşmalar defalarca tekrar etmiş. Gelen herkes kendisini ve çalıştığı yerleri anlatıyor, padişahın “Sen pek dalkavuğa benzemiyorsun” sözüne karşılık, kendilerini savunmaya fırsat bulamadan sıra diğer adaya geçiyormuş.

Nihayet bir aday da kendini tanıtınca padişah yine aynı sözle eleştirmiş:

– Aslında sen pek dalkavuğa benzemiyorsun.
Aday:
– Pek benzemem padişahım!
Padişah:
– Dur bakayım sanki biraz benziyorsun?
Aday:
– Biraz benziyor olabilirim padişahım!

Bu sözler üzerine padişah, adamı sarayın dalkavukluğuna almış.

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir