Elazığ yöresinde büyük evliyalardan Ömer Hüdai Baba isminde biri zat yaşardı. Bu zatın dergahına gelen her kim olursa olsun maddi manevi nimetlerle mutlak nasiplenirlerdi.

Nasip bu ya bir gece Ömer Hüdai hazretlerinin dergahına yörenin sayılı hırsızlarından Hamza isminde biri hırsızlık için girer. Hazret gecenin geç vakitlerine kadar ibadetle meşgul olduğundan, Hamzanın dergaha girdiğini fark eder.

Hırsız Hamza sözüm ona gizlice ihtiyaç duyduğu şeyleri torbasına doldururken Ömer Hüdai Hazretleri; “evlat korkmayasın çekinmeyesin ihtiyacın olan ne varsa hepsini de almadan gitmeyesin” diye seslenir. Hamza birden irkilir, Ömer Hüdai Hazretlerinin bu tutumu karşısında pişman olur, elindeki hırsızlık malları bırakır, Hazretin önüne diz çöker.

Dergaha hırsızlık için giren Hamza, Ömer Hüdai Hazretlerinin manevi terbiyesine girer. O geceden sonra dergahın müdavim talebelerinden biri olur. Kısa sürede dergahta makam sahibi olur. Ona Hamza Baba diye hitap edilir.

Bu durumu anlamayan bazı dervişler; “ya hazret bizler senelerdir bu dergahta hizmet ediyoruz. Bize değil de kısa süre önce dergaha dahil olan hem de geçmişi hırsızlık olan birini halife ilan ettiniz. Nedir bunun hikmeti?” diye sorarlar.

Ömer Hüdai Hazretleri şu cevabı verir; “evlatlarım, insanların nefislerinde farklı farklı hastalıklar olur. Bunlar Hak yolunda o kişinin çukurlarıdır. Hamzanın bir çukuru vardı o da hırsızlık, onu da biz doldurduk. Hakka giden yolu dümdüz oldu.”

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir